Kırşehir Tarihi

Yazdır
18 Şubat 2013 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 2153

KIRŞEHİR TARİHİ

Hititler döneminde “Akua Saravena (Su Şehri)”, Persler döneminde “Katpatukya (Güzel Atlar Ülkesi)”, Roma döneminde “Makissos”, Bizans döneminde “Justinianapolis” ve Anadolu Selçuklu döneminde “Gülşehri” ismini alan Kırşehir, 5.000 yıllık geçmişiyle, tarihe tanıklık etmiş önemli bir merkezdir. Özellikle Kırşehir Merkezde yer alan Kalehöyük'te  ve Kaman'ın Çağırkan Kasabasında yer alan Kalehöyük'te yapılan çalışmalar bize Eski Tunç Çağı'ndan (M.Ö. 3000-2000) başlayan ilk yerleşimin Hititler, Frigler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine de ev sahipliği yaptığı anlaşılmıştır.

Kırşehir tarihte Selçuklular döneminde yeniden canlanmıştır. 13.yüzyılda önemli bir bilim, sanat ve kültür merkezi olmuştur. Türkçe eserler yazan Aşıkpaşa, Anadolu'da sosyal ve ekonomik düzeni kurmayı amaçlayan büyük bir teşkilat olan Ahiliğin kurucusu  Ahi Evran-ı Veli, Süleymen Türkmani, Ahmed i Gülşehri, Hacı Bektaşı Veli gibi Türk İslam düşünür ve mutasavvıflarını hep o dönemde yetiştirmiştir.

 1240 yılında Kösedağı yenilgisi ile bütün Anadolu'yu işgal eden Moğollar Kırşehir’i yaylak ve kışlak haline getirmişler. Kırşehir emiri olan Nureddin Cibril Bin Cacabey Moğollarla kurduğu iyi ilişkiler sonucu Kırşehir’de iki esaslı imar faaliyetini gerçekleştirmiş. Kızılırmak yanındaki Cacabey hanını 1248 yılında, ilk astronomi medreselerinden biri olan Cacabey medresesini 1272 yılında inşaa ettirmiş.  Alaaddin Keykubat tarafından 1230 yılında Alaaddin Camii yaptırılmış. Matematik, fen ve astronomi eğitimi verilen bir medrese olarak yaptırılan Cacabey Gökbilim Medresesi(1272), eşsiz mimarisinin yanı sıra özellikle güneş sistemindeki gezegenleri sembolize eden iç sütunceleri, rasat kuyusu, aydınlık feneri ve gözlem kulesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Cacabey Gökbilim Medresesi astronomi eğitimi veren ilk merkezlerden biri ve belki de en önemlisidir. Günümüzde cami olarak kullanılan medresenin üç ayrı yerinde bulunan ve rokete benzeyen sütunceleri, yapının astronomi merkezi olarak faaliyet gösterdiğinin delili sayılmaktadır.

  13.yy.’da Anadolu Türk birliğini ve özellikle esnaf ve sanatkarlarını teşkilatlandıran Ahi Evran, Denizli, Konya ve Kayseri’den sonra Kırşehir’e gelerek çalışmalarını burada sürdürmüş ve Kırşehir’i Ahiliğin merkezi durumuna getirmiş. Kırşehir’de alınan kararlar Azerbeycan’dan Bosna Hersek’e kadar geniş bir bölge üzerinde etkili olmuş. Yüzyıllarca Anadolu'nun ticari ve ekonomik hayatında büyük rol oynamış olan Ahilik felsefesi, 13.yy.'da Kırşehir'de kurulmuş. Ahilik, iş ahlakını savunan, sermayeyi ve işçinin alın terini koruyan, akıl, ahlak, bilim ve çalışma prensipleri üzerine kurulan, günümüzün kooperatifçilik, sendikacılık, sosyal güvenlik, kalite ve fiyat kontrol sistemine benzer yönleri olan bir teşkilat felsefesi kapsamında “elini, sofranı, kapını açık tut; dilini, gözünü ve belini bağlı tut” düşüncesi benimsenmiş.

1482 Yılında ise Ahilik Teşkilatının kurucusu Ahi Evran adına il merkezinde Cami ve Türbe yaptırılmıştır.